• Kayıt ol
    *
    *
    *
    *
    *
    (*) İşaretleri Alanları Doldurmak Zorunludur...

MACERA DOLU BİR ROTA " KAZANDERE "

e-Posta Yazdır PDF

 

MACERA DOLU BİR ROTA " KAZANDERE "

Yazan : Hakan TANTA

Samanlı Dağları , özellikle Yuvacık barajının etrafı, gerçekten çok özel ve güzel rotaları içerisinde barındırıyor.  Kanyonları, şelaleleri, dereleri ve yaylaları ile Marmara bölgesi için adeta bulunmaz bir cennet. Şehire bu kadar yakın, doğa harikası bu yerlerin , şehir tarafından keşfedilememiş olması da ayrıca bir şans diye düşünüyorum. Her ne kadar saklı kalmasını istesemde, bu güzelliklerin  doğa severlerle paylaşılmasında bir sakınca görmüyorum. Çünkü onlar doğaya saygı duyarlar...

 

Kazandere , Yuvacıklıların dahi çok iyi bilmediği bir rota. Şöyle bir yürüyelim cinsinden bir güzergah değil. Bazı yerlerinde teknik ekipman gerekiyor. Ayrıca Yuvacık barajını besleyen su kaynaklarının en önemli kollardan birisi.

Yuvacık barajının yanından Serindere ayrımına kadar, doğa ve baraj manzaralı harika bir yoldan çıkıyorsunuz. Serindere sapağına girdikten sonra yaklaşık bir kaç kilometre sonra , altında su seviyesi ölçer sensörün bulunduğu bir köprüye geliyorsunuz. İşte burası kanyonun çıkış noktası. Bu köprüden kanyona bakarak , az sonra gireceğiniz maceranın boyutlarını kestirmeniz mümkün. Çünkü kanyondan tek çıkış yüzerek :)

Araçla tırmanmaya devam ediyoruz. Yaklaşık 4-5 kilometre kadar yol gittikten sonra, kazanderenin ortalarından bir yerden , kanyona giriyoruz. İlk giriş biraz tehlikeli. Dik bir  iniş. Risk almamak için , iple inmeye karar veriyoruz. Bu arada hepimiz için Kask, Emniyet kemeri, Karabinalarımız , sekizlimiz ve  50 metrelik dinamik ipimiz mevcut. Böyle bir kanyona girerken tüm güvenlik önlemlerini almak ve bu kurallara tamamıyla uymak şart. İyi bir ayakkabı olmazsa olmaz. Ayrıca kıyafet seçimindede, nefes alabilen, çabuk kuruyan, hatta  mümkünse su tutmayan malzemeleri kullanmak, yürüyüşünüzü konforlu hale getirecektir. Sırt çantanızda birer adet yedek deniz şortu, sörf tişörtü, çorap, küçük bir havlu, çakı, lamba, ateş yakmak için gerekli ekipmanlar, Yiyecekleriniz ve en az bir litre su ve  düdük , ilkyardım seti gibi malzemeler mutlaka gerekli .

Kanyona girdikten kısa bir süre sonra , yüzerek geçmekten başka hiç şansımız olmayan bir yere geliyoruz.  İlk cesareti olan temkinli olarak suya giriyor. Hava şehirde 40 derece olmasına rağmen, su buz gibi.  Sırt çantalarımızı ıslanmaması için sudaki arkadaşımıza veriyoruz. Güvenli geçişin ardından , rotamıza devam ediyoruz. Kanyonun yarısına yaklaştığımızda yemek molası veriyoruz. Ateş yakmak çok kolay. Etraf kuru odun parçalarıyla dolu. Ateş başında sucuklarımız kızarırken , biz bir yandan keyifli sohbetimize devam ediyoruz.

Kanyona girdikten sonra rota çok basit. Kaybolma şansınız hemen hemen hiç yok. Suyu Takip etmeniz yeterli. Defalarca boyunuz kadar sulara giriyorsunuz. Minik şelalelerden iniyorsunuz. Çok yorucu, zaman zaman tehlikeli bir rota olsada, gördüğünüz manzaralar bunların hepsini unutturuyor.Ayrıca yolda artık çürümeye yüz tutmuş eski bir ağaç köprü ve hala aktif olan bir su değirmeni görüyoruz. Bu da minik gezimize biraz daha keyif katıyor.

Yürüyüş temponuza bağlı olarak yaklaşık 6-7 saatlik bir parkur. Kesinlikle 10 -15 kişiyi aşmamanız gereken , Zorluk derecesi orta ve mutlaka doğa sporcuları tarafından görülmesi gereken bir rota.

 

Ekip: Hakan TANTA, Hülya - Erol SOYKAL, Bahadır, Yeşim, Mert KÖPRÜLÜ, Aşur DOST, Cem KABA

NOT: Keşif amacıyla çıktığımız bu macerada, fotoğraflar Sevgili Bahadır'ın telefonundan. Islanma tehlikesi olduğu için fazla fotoğraf çekemedik.